Üretim ve Ulaşım İçin Akıllı Gelecek Senaryoları

Günümüzde yapay zeka sayesinde programlamaya gerek olmadan çalışabilen iki kollu robotlar geliştirilirken, elektrikli otomobillerin sayısının artacağı geleceğe hazırlanmak için sokaklardaki aydınlatma direklerinin şarj istasyonlarına dönüştürülmesini söz konusu.

Araştırmacılar, yapay zeka kullanarak robotların programlamaya gerek kalmadan sorunları çözebildiği bir dünya yarattı. Üretimde otomasyonun ileri aşamaları konusunda bir fikir veren inovasyon, robot kollar kendi başlarına işleri paylaşarak tek bir robotmuş gibi çalışabiliyor. Üretimin geleceği ile ilgili bu geliştirmeyi prototip üzerinde gerçekleştiren Siemens geleceğin dünyasına uzanırken akıllı şehirleri de unutmuyor ve ulaşımın geleceği ile ilgili bir diğer senaryo üzerinde de çalışıyor. Avrupa’da hayata geçirilen pilot proje, elektrikli araçların sadece aydınlatma direklerinin dibine park ederek kendilerini şarj etmesine olanak tanıyor.

Kalibre edilmiş bir mobil elektrik sayacı ile bir SIM kart, elektrikli otomobillerin şarj edilmesi için mobil bir çözüm oluşturuyor. Bunun karşılığı ise ulaştırma tarafından elektrikli otomobiller için sürdürülebilir bir çözüm.

Laftan anlayan robotlarla üretimin çehresi değişecek

Yakın gelecekte robotlar çok daha yetenekli hale gelecek. bunun ipuçlarını bugünden görüyoruz. Örneğin robota sadece bir parçayı belirli bir yere yerleştirmesini söylüyoruz ve bunun ardından harekete geçen bir robot kol parçayı yerleştirdikten sonra diğerini, yerleştirmek için daha uygun olan diğer kola veriyor. Bir kontrol panelinin içine yerleştiği dolabı inşa eden iki robot kolun bu işbirliği, geleceğin üretim sisteminde hiç de ufak olmayan bir değişime işaret ediyor. İki kolun birbiri ile işbirliği içinde çalışmasının sağlanması, gelecekte fabrikaların tamamının kendi kendini kontrol etmesine yönelik bir ilk adım. Üstelik bu sayede yüzde 99,99885 hatasızlıkla üretim yapılıyor. 

Gelecekte robotların, parçaların montajında sabit bir süreci gerçekleştirmek için sayfalarca kod yazılarak pahalı ve zaman alan bir biçimde programlanmasına gerek bırakmayacağı beklenen yeni yöntemde, sadece yapılacak işin özelliklerinin tanımlanması gerekecek. Kurulan sistem, bu tanımlamaları bir programa dönüştürecek.

Bu sayede küçük ölçekte üretimin, farklı parçalar kullanılarak ve çok yüksek parça çeşitliliği ile gerçekleştirilmesi mümkün olacak. İlgili yazılım modelinden üretimin nasıl yapılacağı bilgisini alarak bir ürünün üretilmesine hazır hale gelen robot, geleneksel robotlar için anlaşılmaz olan bu CAD/CAM (Bilgisayar Destekli Tasarım ve Üretim) modeli sayesinde farklı dilde laftan anlar hale gelerek hareket ve süreçlerin programlanması ihtiyacını ortadan kaldırıyor.

Robot bu şekilde hareket ederken yazılım planından gelen “monte et” gibi genel bir komutu “tut” ve “aktar” gibi parçalara ayırıyor ve bu hareketleri gerçekleştirebileceği koşulları arıyor. Robot aynı zamanda her bir kolun gerçekleştirmesi gereken hareketlere karar veriyor. Geliştiriciler buna olanak tanımak için prototipin bilgiyi ürün geliştirme yazılımı düzeyinden semantik düzeye taşımasını sağladılar.

Parça ve süreç bilgisinin semantik olarak gerçek dünyaya aktarılması ve bu şekilde bilginin grafik haline getirilmesi, insanların deneyimlerine ve robotların kendilerine verilen koda göre gerçekleştirdiği bir işlemin prototip tarafından farklı ele alınmasını sağlıyor. Prototip konuyu kendi başına çözümlüyor ve buna karşılık gelen çözümü buluyor.

Bir parça kayıp düştüğünde -robot kollardan birinin kamerasının görüş alanındaysa- robot kol bunu alıyor ve bu parçayı doğru bir biçimde yerine yerleştirecek şekilde bundan sonraki hareketlerini düzenliyor. Parçanın gövdenin diğer tarafına monte edilmesinin gerekmesi durumunda robotun parçayı diğer kola geçirmeye karar vermesini de içeren bu geliştirmeler, dijital ikizler, yapay zeka ve katmanlı üretim ile birlikte geleceğin üretim sistemi için kritik önem taşıyor.

Londra’nın ilçelerinde pilot proje olarak gerçekleştirilen uygulamada, sürücüler araçlarını çeşmeden su doldurur gibi şarj ettikten sonra aldıkları elektrik kendilerine fatura ediliyor. Bu sistemin kurulmasının bin euro’luk maliyeti ayrı bir şarj istasyonunu sıfırdan inşa etmenin maliyeti yanında çok düşük kalıyor.

Sokak lambalarından şarj istasyonu yapmak

Sokak lambaları, sayısının hızla artması beklenen elektrikli otomobillerin şarj edilmesi sorununa yanıt olabilir mi? Merkezi Berlin’de bulunan bir start-up olan Ubitricity’nin gelecek için önem taşıyan bu konuda geliştirdiği teknoloji gelecek vadediyor.

Uluslararası Enerji Kurumu (IEA) 2030’da dünya genelinde yollarda seyredecek olan elektrikli otomobil sayısının 100 milyon olmasını beklerken –Paris iklim sözleşmesinin hedeflerine ulaşılabilmesi için bunun gerçekleşmesi gerekiyor- bu tarihe kadar motosiklet, kamyon ve otobüsler dahil olmak üzere tüm karayolu taşıtlarının beşte birinin batarya ile çalışır hale gelmesini istiyor. 2030, Avrupa Birliği’nin yeni araçların yüzde 30’unda elektrikli ya da diğer alternatif sürücü sistemlerine yer verilmesi planları için değerlendirdiği kilit tarih. Paris Kent Meclisi’nin bu tarihten itibaren içten yanmalı motor kullanan araçların şehre girmesine izin vermemesi de bekleniyor.    

Bütün bu veriler, ulaşımda elektrik kullanılmasının hızla gelişen bir tren dolduğunu gösteriyor ancak sera gazlarından azade bir ulaşım vizyonunu gerçeğe dönüştürmek için sadece şebekede yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilen enerjinin yeterince bulunması yeterli değil; araçların uzun süre park halinde kaldığı evler ve iş yerlerinin çevresi başta olmak üzere doğru yerlerde yeterli sayıda şarj istasyonunun bulunması gerekiyor.

Park yerinde geçirilen sürenin elektrikli araçların şarj süresine dönüştürülmesi, araçların bu noktalardan tamamen şarj olmuş bataryaları ile ayrılmalarını sağlarken bu araçların enerji depolama cihazlarına dönüşmesi ile yenilenebilir enerji kullanımını da yaygınlaştıracak. Bu sürücülerin sadece uzun yolculuklar sırasında hızlı şarj istasyonlarında durarak araçlarını şarj etmeleri gerekecek.

Ubricity’nin Akıllı Kablo’suna (SmartCable) entegre ettiği kalibre edilmiş mobil elektrik sayacı ve SIM kart sayesinde bu cihaz üzerinde elektrik sözleşmesi tanımlanabiliyor. Ubricity’nin çözümü bu şekilde sürücülerin şebekeden sürdürülebilir kaynaklardan elde edilen enerjiyi herhangi bir anda ve yerde çekebilmesini sağlıyor.

Ubricity’nin teknolojisinin merkezinde şarj kablosuna eklenmiş ve şarj işleminde faturalaşmayı sağlayan bir akıllı elektrik sayacı, şarj kablosu için yapılan bir mobil elektrik sözleşmesi ve aracı şebekeye bağlamak için herhangi bir yerde kullanılabilen prizler yer alıyor. SimpleSockets (Basit Prizler) olarak adlandırılan bu parça, garajlara, konutlara ve ticari binalara kurulabileceği gibi sokak lambaları gibi var olan altyapıya da eklenebiliyor. Özellikle bu son seçenek ilgi çekici çünkü sürücülerin elektrik lambasının altına park ettikleri araçlarını şarj etmelerine ve ücretin kendilerine doğrudan fatura edilmesine olanak tanıyor.

No Comments Yet

Leave a Reply

Your email address will not be published.