Veriyi İyi Kullanan Şirketler Daha Başarılı Oluyor

İş dünyasının son zamanlarda çok hızlı ilerlediğini düşünüyorsanız bunda gayet haklısınız. Uzun süre boyunca değişim yavaş gerçekleşti. Ekonomik dönemlere bir bakın: 1900’lerin başında resesyonun dibinden zirveye tırmanmak yaklaşık 19 yıl aldı. Hayat yavaş ama idareli bir tempoda ilerliyordu. Şirketler mevcut rakiplerini tanıyordu ve yeni rakiplere karşı hazırlanmak için bol zamana sahipti. Her şey öyle basitti ki.

Sonra dijital teknolojiler çıkageldi ve arkasından da bulut. Bulutla beraber devasa miktarlarda toplanacak/işlenecek veri, daha önce olduğundan çok daha düşük bir masrafla geldi. Artık inovasyon için bütçenin ve zamanın öldürülmesi gerekmiyordu. Yeni marketlerin önündeki bariyerler yerle bir oldu ve beraberinde daha da fazla hırs ve inovasyon gelişti. Yeni teknolojiler benimsemek artık seçim olmaktan çıktı ve bir gereksinim oldu. Eğer teknolojiye ayak uydurmazsanız şirketiniz menüye bakmayacak, menüde olacak; çiğnenip yutulmak üzere.

Bu size biraz fazla dramatik geldiyse, bir zamanlar Kodak, Blockbuster ya da Woolworth gibi ikonik olmuş fakat inovasyon yapmamış markalar için çalışmış olan insanlara kulak verin. Kimse MySpace ya da Friends Reunited’ı hatırlıyor mu? Değişim o kadar hızlı gerçekleşiyor ki yenilikçi firmalar bile ayak uydurmada zorlanabiliyor. Amazon, eBay ve Groupon gibi şirketlerin 10 milyar dolarlık yıllık gelire sadece 10 yıl gibi bir sürede ulaştıklarında afallıyorduk. Şimdi ise sıfırdan 1 milyar dolara dört ayda çıkan 30 dolayında şirket var.

Yeni İş Modelleri Veriyi Arkasına Alıyor

Başarılı şirketlerin hepsinin tek bir ortak noktası var. Veriye adeta bağımlılar. Rakipleri ile mücadele etmenin yolu olarak, verideki benzerlikleri ve kaideleri daha hızlı ve sık şekilde belirlemenin önemini anladılar. Şu an en hızlı büyüyen şirket (gerçi bu yazıyı okuduğunuzda durum değişmiş olabilir) Jet.com ve rekabet açısından tek yaptıkları şey ise AI ve otomatik öğrenme teknolojilerini kullanarak uçak biletlerindeki fiyat değişimlerini tahmin etmek.

Woolworth’dan elbiselerimi ve Kodak’tan kamera filmimi alıp kariyerime ilk başladığım zamanda Jet.com’un yaptığını yapmak için çılgın bir bütçeye gerek duyardım. Fakat bu şirket başlarken hiçbir şeye sahip değildi; sadece bazı temel veri araçları ve algoritma bilgisi bulunuyordu. Şimdi ise pazar payı miktarı ses duvarını aşan bir hızda artıyor.

Bir de Çin’e bakalım. 2011 gibi yakın bir tarihte bile tüketici ödemeleri eski büyük bankaların hakimiyeti altındaydı. Şimdi ise değiller. Peki alternatif ödeme çözümüyle bu eski büyük bankalara ter döktüren şey nedir? Yetenekleri kısa sürede mesajlaşmayı hayli aşan WeChat isimli bir mesajlaşma uygulaması. Düşmanınızı tanısanız bile zafer elde etmesi kolay değildir. Fakat bir WeChat olmak imkansız da değil.

Fırsat ya da risk, savun ya da saldır; her şekilde cevap harekete geçmek olmalıdır. Fakat durup, ‘yiyecek satıyorum’ ya da ‘otomobil üretiyorum’, ‘ilaç üretiyorum’, ‘evler inşa ediyorum’ veya ‘finansal rehberlik veriyorum’ diyebilirsiniz. Mesela ben tüm bu işler hakkında ne biliyor olabilirim ki?

Hiçbir şey bilmek zorunda değilsiniz. Fakat bilen bir ortağa ihtiyacınız olacak. Sahip olmadığınız teknolojiyi, uzmanlığı ve zamanı bulunduran bir ortağa; verinizde gizli olan Pandora’nın sırlar kutusunu açacak anahtara sahip,  gerekli iştahı bulunduran, son hızda inovasyon geliştirebilen ve size eşlik edecek bir orağa ihtiyacınız olacak.