Sensormatic Blog

Dünya Karantinadayken Karbon Emisyonu Ne Durumda?

COVID-19 salgını nedeniyle seyahatler azaldı, üretim süreçleri durduruldu. Tüm dünyada uygulanan karantina önlemleri nedeniyle küresel karbon emisyonunda dikkat çekici bir düşüş yaşanıyor.

Future Earth isimli organizasyon tarafından gerçekleştirilmiş yeni bir araştırma, küresel ekonominin devam eden COVID-19 salgınına yanıt olarak kısmi seviyede kapanması sebebiyle günlük karbondioksit emisyonlarında “aşırı” kabul edilecek oranları ortaya koydu. Uluslararası araştırma organizasyonuna göre karantina önlemlerinin zirve noktasına ulaştığı Nisan ayında günde %17 oranında yani 17 milyon ton değerinde karbondioksit salınımı azalmış durumda. Yapılan araştırma 50 Amerikan eyaleti ve 30 Çin bölgesi dahil olmak üzere 69 ülke üzerinde gerçekleştirilmiş durumda.

Karantinanın en üst seviyede uygulandığı 7 Nisan tarihinde en yüksek seviyede yaşanan küresel karbon emisyonunun azalmasında karayolu seyahati %43’lük oranla düşüşe en çok katkı sağlayan alan oldu. Endüstriyel ve enerji üretimi kaynaklı emisyonlar, günlük küresel emisyonlardaki azalmanın diğer %43’lük kısmını oluştururken karantinadan ekonomik anlamda en çok etkilenen havacılık sektörü, bu günlük düşüşün sadece %10’luk kısmını oluşturuyor.

Ancak uzmanlar tarafından yapılan açıklamalara göre günlük emisyon oranlarındaki bu çarpıcı ve benzeri görüşmemiş düşüşün devam etmesi olası değil. Dünya çapında karantina önlemlerinin hafifletilmesini de analiz hesaplarına dahil eden kuruluş, normal ekonomik aktivitelere dönülmesiyle birlikte aslında 2019 yılına kıyasla 2020 yılında karbon emisyon üretiminde sadece %4 ila %7 oranında azalacağını tahmin ediyor.

COVID-19 sürecinde küresel olarak karbon emisyonu oranı %5.5 düşmüş durumda. Dünya ekonomisinin neredeyse durma aşamasına geldiği, sokaklarda arabaların değil yayaların yol aldığı, zorunlu olmadıkça evden yaşamaya devam edildiği bir süreçte dahi küresel karbon salınımı %95 oranında  devam ediyor ve buna bağlı olarak gezegenimiz ısınmaya ve iklim değişikliğini tetikliyor.

Elbette yaşanmış olan %5,5’lik düşüş, 2008 yılında küresel anlamda yaşanmış ekonomik kriz ve 2. Dünya Savaşı döneminde yaşanmış kritik seviyedeki düşüşleri de geride bırakarak en önemli karbondioksit salınımı düşüşü olarak kayıtlara geçti. Ancak çoğu ulaşım yönteminin durmuş olması iklim değişikliğini yavaşlatmak için yeterli değilse, bu konuda ne fayda sağlayabilir?

Konuya ilişkin bir açıklamada bulunan NASA Goddard Uzay Araştırmaları Enstitüsü başkanı ve aynı zamanda bir klimatolog olan Gavin Schmidt açıklamasında şu sözlere yer veriyor:

“Bence asıl mesele, insanların karbondioksit seviyelerinin yükselmesine neden olan yapısal oluşumlara odaklanmadan insanların kişisel ayak izlerine çok fazla odaklanmaları ve uçup uçmamalarını konuşması.”

Tüm dünyada karbon salınımını en çok tetikleyen unsur: enerji ihtiyacı ve üretimi

Uluslararası Enerji Kurumuna göre taşımacılık sektörü küresel karbon salınımında %20’lik bir orandan sorumlu. Bu oran Amerika’da %28’e dayanıyor. Bu tüm taşımacılık süreçleri durdurulsa dahi %80 oranında karbon salınımının devam edeceği anlamına geliyor. Peki tüm bu karbon salınımının kaynağı neresi?

Kamu hizmetlerinin sağlanması ve işlerin devam etmesi sebebiyle ofislere gidilmiyor olsa da kabaca aynı miktarda elektrik ihtiyacı devam ediyor. Elektrik ve ısıtma sistemleri kaynaklı küresel salınım oranı %40’dan fazla bir oranı kapsıyor. Dünyadaki birçok insan evlerini sıcak tutmak veya yemek pişirmek için odun, kömür veya doğalgaz kullanıyor. Çoğu yerde elektrik üretimi de sürdürülebilir sistemlerle elde edilmiyor.

İnsanlar seyahat etmiyor ve evden çalışıyor olsa dahi bağlı kalmak için internete ihtiyaç duyuyor ve ışık kullanıyor. İhtiyaç duyulan enerjinin karşılanması içinse büyük oranda fosil yakıta dayalı bir üretim gerçekleşiyor. Örneğin Amerika’da elektrik üretimi %60 oranında kömür, petrol ve doğan gazlara dayalı.

Öte yandan imalat, inşaat ve diğer sanayi türleri CO2 emisyonlarının yaklaşık %20’sini oluşturuyor. Çelik üretimi ve alüminyum eritme gibi endüstriyel süreçler çok miktarda fosil yakıtın kullanılmasını gerektiriyor ve pandemiye ragmen bu süreçler büyük oranda devam ediyor.

Birleşmiş Milletler Çevre Programı tarafından yapılan bir analize göre, küresel ısınmanın tehlikeli iklim değişikliğini tetiklemesini tetikleyebilecek 1,5 derecelik artışın yaşanmaması adına her yıl %7,6 oranında azaltılması gerekiyor. Küresel karantina süreçleri ve ekonomik çöküş bu yıl emisyon oranında %7,6’lık bir azalmaya sebep olsa bile, bir sonraki yıl  ve deam eden yıllarda oranın daha da düşmesi gerekli.

Pandemi sürecinde haberlere yansıyan Los Angeles’ta daha temiz bir gökyüzü ya da Venedik’te balıkların akin ettiği temiz sular bize insanların iklim değişikliğinde önemli bir rol üstlendiğini gösteriyor.

Yorum ekle