Sensormatic Blog

Siber Güvenlikte Yapay Zekanın Yeri: Dost mu? Düşman mı?

Dijital dönüşüm süreci beraberinde iş güvenliği fiziksel korunma sistemlerinden siber güvenlik unsurlarına çevriliyor. Siber güvenliğin önemli konu başlıklarından olan yapay zeka bu noktada yarar mı sağlıyor yoksa zarara mı sebep oluyor?

Günümüz iş dünyasının en değerli unsuru olan veri, hem kurum ve firmalara hem de müşterilere değer katıyor. Bu bağlamda siber güvenliğin merkezinde yer alan verinin korunması kritik önem taşıyor.

Siber güvenlik teknolojilerinde kullanılmaya başlanan teknolojilerden birisi de yapay zeka. Ancak yapay zeka teknolojilerini doğru anlamadan siber güvenlik konusunda sağlayabilecekleri veya dezavantajlarını da anlamak güç.

İçinde bulunduğumuz bilgi çağı, iş yerlerinde siber güvenlik için alınması gereken önlemleri bir yan uygulama olmaktan mecburiyete dönüştürdü. Pek çok kuruluş siber güvenlik operasyonlarını yürütmek için küçük ölçekli bilgi iletişim ekipleri kurdu. Ancak son yapılan araştırmalara göre gelişen teknoloji karşısında siber güvenlik önlemlerine paralel olarak siber saldırı şekilleri de hızla gelişiyor. Karmaşıklaşan ve farklı saldırı yöntemleri izleyen bu kötü amaçlı yazılımlar ise yapay zeka sayesinde tespit edilebiliyor.

Veri hırsızlığının devlet seviyesinde bir saldırıya dönüşüp ülke vatandaşlarına ait verilerin açığa çıkabildiği günümüzde, her endüstriden firma ve kurum siber saldırılar karşısında veri güvenliğini koruma altına almak için önemli yatırımlarda bulunuyor.

Yapılan bir araştırmaya göre sadece 2018 yılında iş sektöründe 53.308 siber saldırı düzenlendiğini ortaya koyuyor. 1 milyon veriyi etkileyen saldırılar sonrası şirketler ortalama 40 milyon dolar zarara uğramış durumda. Maddi boyutlardaki zarar bir tarafa şirketinin ve müşterilerinin verilerini korumakta başarısız olan firmalar, müşterilerinin de güvenini kaybediyor.

Tam bu noktada siber güvenlik endüstrisi, yapay zeka teknolojisini önemli bir silah olarak görüyor. Gelişen siber saldırı şekillerine karşı nitelikli güvenlik uzmanı yetersizliği, kurumların mevcut siber tehditlere ne kadar iyi tepki verebileceğini belirliyor. Bu açığı ise yapay zeka kapıyor.

Yapay zeka, siber tehditler karşısında veriyi işleyerek eşsiz bilgiler oluşturuyor ve BT güvenlik stratejilerine önemli bir katkı sağlıyor. İşletmelerin, siber tehditlere karşı ileri teknoloji savunma araçları olmadan karşı koyamayacaklarını bildikleri için yapay zeka destekli siber güvenlik pazarının 2024 yılına kadar 35 milyar dolar seviyesine ulaşması öngörülüyor.

Gelişen yapay zeka teknolojisinin kontrol ettiği bilgi işlemlerinde dolandırıcılık  gibi faaliyetler kolaylıkla fark ediliyor, risk kontrolü takibi yapılabiliyor.

Siber korsanlar yapay zekayı alt edebilir mi?

Madalyonun öteki yüzüne bakalım bir de. Evet, yapay zekanın siber güvenliğe uygulanmasıyla, BT uzmanlarının artan ve karmaşıklaşan siber tehditleri her zamankinden daha hızlı ve daha etkili bir şekilde tahmin etmeleri ve doğru adımı atmaları sağlıyor. Peki yapay zekanın kontrolü kötü amaçlı ellere geçerse? Bu noktada yine insan faktörü devreye giriyor. Bu yüzden çalışanların, gelişen siber saldırılar karşısında eğitilmesi kritik bir konu haline dönüşüyor.

Öte yandan yapay zeka ile güçlendirilen siber güvenlik kalkanı, bilgisayar korsanının yapay zekaya ait çalışma algoritmasını fark ederek daha karmaşık saldırılarla karşılık vermesi ve amacına ulaşmasıyla sonlanabiliyor.

Gün geçtikçe daha fazla işletme güvenlik yaklaşımlarının bir parçası olarak yapay zeka güdümlü siber güvenlik teknolojilerine eğilim gösterirken, araştırmacılar bunun BT uzmanlarının gevşemelerine sebep olmalarından korkuyor.

Siber güvenlik konusunda yapay zeka teknolojisinin yükselişte olduğu ve daha fazla alanda kullanılacağı yadsınamaz bir gerçek. Ancak hiçbir siber güvenlik yazılımının yapamayacağı gibi yapay zeka tek başına % 100 bir güvenlik vadedemiyor. Bu sebeple çalışanlarınızı gelişen siber saldırı teknolojilerine karşı eğitmeli ve daha güçlü bir siber koruma için insan – yapay zeka birlikteliğinden faydalanmalısınız.

Yorum ekle